Peygamberlere Atılan İftiralara Cevaplar

Hz.Aişe Validemize Atılan İftira Olayı(Ifk Olayı)

Bismillahirrahmanirrahim

"O iftirayı çıkaranlar içinizden sayılı bir zümredir. Onu sizin için bir şerr saymayın. Aksine o,sizin için bir hayırdır. Onlardan herkese günahtan ne kazanıyorsa o vardır. Onlardan işin büyüğünü deruhte edene ise en büyük azab vardır" (Nûr,11).




Bu ayetin sebeb-i nüzulüne gelince:

Zühri'nin,Sa'id b. Müseyyeb,Urve b. Zübeyr,Alkarna b. Ebi Vakkas,UbeyduMah b. Abdullah b,Ukbe b. Mes'ud'dan,bunların da Hz. Âişe'den rivayetlerine göre,o şöyle demiştir:"Hz. Peygamber (s.a.s) bir sefere çıkmak istediğinde hanımları arasında kura çekerdi. Kurada kimin adı çıkarsa,o sefere onu götürürdü.

Benî Mustalik savaşından Önce çıktığı bir savaş için yine aramızda kura çekti. Bu sefer için benim adım çıktı. Böylece Resûlullah (s.a.'s) ile bu sefere ben gittim. Bu iş,hicâb (tesettür) ayeti indikten sonra olmuştu. Bunun için bir hevdece konuldum. Resûlullah bu savaştan dönüp Medine'ye yaklaştığında bir yere konakladı. Daha sonra da tekrar hareket edileceği nida ettirildi.

Bu sırada kalkmış,yürüyüp ordugâhı (konak yerini) geçip,defi hacete gitmiştim. İhtiyacımı giderdikten sonra yerime dönerken,göğsümü yokladım ve baktım ki Zafâr boncuklarından olan gerdanlığım kopmuş. Bunun üzerine dönüp onu aramaya başladım. Onu aramam beni epey alıkoydu.

Derken,benim hevdecimi taşıyan askerî takım gelip hevdecimi deveye yüklemişler ve hafif olduğum için beni o hevdeç içinde sanmışlar. Çünkü ben,henüz küçük yaşta bir kızdım. Bundan dolayı onlar benim o hevdec içinde olduğumu sanarak,devemi çekip gitmişler. Döndüğümde,orada hiç kimseyi bulamadım. Böylece oturdum ve umulur ki onlar beni aramak için geri döXnerler diye beklemeye başladım. Derken uyuyakalmışım.

Safvan b. Mu'attal geriden gelir,insanların unutup arkada bıraktıkları eşyalarını araştırır,blrşey kalmış ise kaybolmasın diye onları alır,sonraki konak mahalline götürürdü. O,beni görünce tanıdı. 'Seni insanlardan geri bırakan ne?" deyince,ona hadiseyi anlattım. O da bineğinden İndi ve ben ona bininceye kadar oradan çekildi.
Sonra deveyi çekip,götürdü. Odan sonraki konaklama yerine indiğinde insanlar beni bulamayınca,çalkalanmışlar. İnsanlar bu halde İken,ben ulaştım. Meğer herkes beni konuşmuş,beni diline dolamış ve benim hakkımda bu iftiraya dalan dalmış!

Hz. Peygamber (s.a.s) (ve ordu) Medine'ye ulaştı. Derken bana bir ağrı arız oldu. Daha önce hastalandıklarımda,Hz. Peygamber (s.a.s)'den hep görmekte olduğum o lutufkâr davranışı göremedim. Çünkü o,yanıma geliyor ve sonra (yanımdakilere) "O nasıl?" diye (beni soruyordu). Bu beni şüphelendiriyordu ve ben hala başıma gelen,(hakkımda söylenenlerin) farkında değildim. Derken iyileşmeye başladım.

Bir gece Mıstah'ın annesiyle birlikte,bir hacetimiz için dışarı çıkmıştım. Sonra ben ve o,işimiz bitince odama (evime) doğru yöneldik. O sırada,Mıstah'ın annesi çarşafı içinde tökezledi ve "Kahrolsun Mıstah" dedi. Buna itiraz ettim ve:"Bedir'de bulunan bir zata beddua mı ediyorsun?" dedim. O da:"Haberin yok mu?" deyince,"Ne var?" dedim. O,"Senin hiçbir şeyden haberi olmayan suçsuz bir mü'min olduğuna şehâdet ederim" dedi ve sonra müfterilerin söyledikleri şeyleri bana haber verdi. Bunun üzerine hastalığım iyice arttı ve ağlayarak döndüm. Resûlullah (s.a.s) yanıma girip:"Naşı! o?" deyince,ben:"İzin ver,ana-babama gideyim" dedim. O bana müsaade etti. Ben de ebeveynimin evine gidip,anama "Anneciğim,halk ne söylüyor?" dedim,o,"Evladım kendini üzme,ALLAH'a yemin ederim ki,kendisini seven bir erkeğin yanında parlak (itibarlı ve güzel) bir kadın olacak ve onun ortakları (kumaları) bulunacak da,onlar bunun hakkında ileh-geri konuşmayacaklar,bu çok nâdirdir" dedi. Daha sonra:"Sen,şu ana kadar,hakkında söylenenleri bilmiyor musun?" dedi. Ben de,ağlamaya başladım. Bütün gece ağladım ve ağlayarak sabahladım. Yanıma babam geldiğinde ben hala ağlıyordum. Babam anneme "Onu ağlatan ne?" diye sordu. Annem,"Şu ana kadar onun hakkında söylenenleri bilmiyormuş" dedi. Bunun üzerine babam da ağlamaya başladı ve:"Sus,ağlama kızım" dedi.

Resûlullah (s.a.s) Hz. Ali ve Üsâme b. Zeyd'i çağırmış ve onlarla bu eşinden ayrılma hususunda istişare etmiş. Üsâme:"Ya Resûlullah o senin ailendir. Biz,onun hakkında ancak hayır biliriz" demiş. Hz. Ali ise:"ALLAH sana,sahayı daraltmam ıştır. Onun dışında da (evlenebileceğin) birçok kadın var.
Eğer cariyene sorarsan,o sana doğruyu söyler" demiş. Resûlullah da,Berîre'yi çağırtıp benim durumumu sormuş. Berire de:"Seni hak ile gönderene yemin ederim ki,ben onun şahsında,uykusu galip geldiğinden ötürü evinin hamurunu tavuklara yediren taze (yaşı küçük) saf,küçük bir kızcağız olmasından öte birşey görmedim" demiş. Hz. Peygamber (s.a.s) minberde hutbe okumak üzere ayağa kalkıp,Abdullah b. Übeyy'i kastederek:"Ey müslümanlar eziyeti aileme vanp dayanan bir adamdan hakkımı kim alır?

ALLAH'a yemin ederim ki,bu hanımım hakkında hayırdan başka bir şey bilmiyorum. Yemin olsun ki,onlar hakkında sadece hayır bildiğim bir adamın adim buna kattılar. Halbuki o,ailemin yanma benimle birlikte girerdi" buyurdu. Bunun üzerine Sa'd b. Mu'tt,ayağa kalktı ve:"Ey ALLAH'ın Resulü eğer o Evs kabilesinden (benim kabilemden)nnHan atınm FA«r o. din kardeşlerimiz Hazreç'den ise,bize emredeceğini yaparız" dedi. Bunun üzerine Hazrec'in lideri Sa'd b. Ubâde ayağa kalktı. Bu,aslında iyi bir kimse olmasına rağmen,kabile taassubuna katıldı ve Sa'd İbn Muaz'a:"Yalan söylüyorsun,ALLAH'a yemin ederim ki,sen onu öldürsmezsin!" dedi. Bunun üzerine,Sa'd İbn Muaz'ın'amcasının oğlu olan Üseyd İbn Hudayr ayağa kalktı ve "Yalan söylüyorsun,VALLAHi de öldürürüz,billahi de öldürürüz. Sen,münafıkları savunan,onlar namına savaşan bir münafıksın" dedi. Derken,Evs ve Hazrec kabileleri ayaklandı;nerdeyse birbirlerine gireceklerdi... ALLAH'ın Resulü,minberin üzerinde bulunuyordu... O,onları yatıştırmaya devam etti... Derken,sustular...

Ben,bu günümü de,gözyaşı akıtarak geçirdim... Anam babam ise,ağlayışımın,ciğerimi parçalayacağını sanıyorlardı. Bir gün annem babam yanımda bulunuyorlarken,ben de ağlamaya devam ederken,yanımıza ALLAH'ın Resulü girdi. Selâm verdi,sonra oturdu. O,benim yanında,hakkımda söylenen o şeyler söylendiğinden bu yana oturmamıştı. Yemin oisun ki O,ALLAH'ın hakkımda hiçbir vahiy indirmediği bir ayı,işte böyle geçirmişti. Sonra da:"İmdi,ey Âişe! Senin hakkında bana,şöyle şöyle haberler ulaştı. Şayet sen günahsız,suçsuz ve masum İsen,ALLAH Teâlâ seni aklayacak,suçsuzluğunu ortaya koyacaktır. Yok eğer,bir günah işledin ise,ALLAH'dan mağfiret dile ve ona tevbe et! Çünkü kul tevbe ettiğinde ALLAH da onun tevbesini kabul buyurur" dedi.

Hz. Peygamber (s.a.s) sözünü tamamlayınca,gözlerim yaşla dolup taştı. Derken,babama döndüm ve:"ALLAH'ın Resulüne benim yerime sen cevap ver!" dedim. O:"ALLAH'a yemin ederim ki,ne söyleyeceğimi bilemiyorum" dedi. Bunun üzerine ben de anneme döndüm ve:"ALLAH'ın Resulüne,benim yerime sen cevap ver!" dediğimde annem:"ALLAH'a yemin ederim ki,ben de ne söyleyeceğim bilemiyorum" diye cevap verdi. Bunun üzerine ben,taze bir kız olarak:"Kur'ân'dan çok şeyler okumadım. ALLAH'a yemin ederim ki ben,iyi biliyorum ki,sizler bu dedikoduyu duydunuz;bu sizin gönüllerinizde yer etti de,siz bunu tasdik ettiniz... Şimdi ben size "Bundan uzağım,masumum" diyecek olsam,beni tasdik etmeyeceksiniz. Ama,ALLAH benim masum olduğumu bilirken,ben size herhangi bir şeyi itiraf edecek olsam,beni tasdik edersiniz. ALLAH'a yemin ederim ki ben,siz ve kendim için ismini hatırlayamıyorum,ama Yusuf'un babası o salih kulun "Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin şu anlattıklarınıza karşı yardımına sığınılacak (olan) ALLAH'dır"(Yusuf,1 demesinden başka bir misâl bulamıyorum..." dedim.

Sonra da döndüm ve yatağıma yattım. ALLAH'a and olsun ki ben,ALLAH Teâlâ'nın beni anlayacağını ve suçsuzluğumu-ortaya koyacağını bitiyordum. Ancak,ALLAH'a yemin olsun ki ben,hakkımda okunan ve tilâvet edilen bir vahiy indireceğini hiç sanmıyordum. Çünkü benim durumum bana göre. ALLAH Teâlâ'nın,hakkımda ayet indirecek kadar önemli bir hadise değildi. Ancak ne var ki ben,Resûlullah'ın rüyasınXda,sayesinde ALLAH'ın beni aklayacağı bir rüya görmesini umuyordum. ALLAH'a yemin ederim ki,ALLAH'ın Resulü oturduğu yerden kalkmamış,ehl-i beytinden hiç kimse de dışarı çıkmamıştı ki,ALLAH peygamberine vahyini inzal buyurdu.

Derken,onu kendisine vahiy geldiğinde onu yakalayan şey,hai yakalayıverdt. öyle ki vahyin ağırlığından dolayı kış günü bile olsa inci taneleri gibi şapır şapır terlerdi... Bunun üzerine bir elbiseye bürünüverdi. Ben de,başımın altına bir yastık koydum. ALLAH'a yemin ederim ki,temiz olduğumu bildiğim için,ne bu işe fazla önem verdim,ne de buna aldırdım... Ama ALLAH'a yemin ederim ki,anam babam ise,ALLAH'ın Resulünün sıkıntısının devam ettiği bu süre içinde,ALLAH'ın insanların (hakkımda) ileri sürüp söyledikleri şeyin hakikat olduğuna dair,(vahiy) inzal edeceğinden korktukları için,ikisinin de korkudan canlarının çıkacağını zannettim. Hz. Peygamberin bu sıkıntısı geçip,gülmeye başlayınca,O'nun söylediği ilk kelime:"Gözünaydm ey Âişe,bil ki ALLAH'a andolsun,ALLAH seni akladı!.." demesi oldu. Ben de:"Sana değil,senin arkadaşlarına değii de,ancak ALLAH'a hamdederim" dedim. Bunun üzerine annem:"Ona doğru kaik,yönel" dedi. Ben de:"ALLAH'a andolsun ki,ona doğru yönelmem... Berâetimi indiren ALLAH'dan başka hiç kimseyi de medh u sena etmem" diye cevap verdim.. İşte,bunun üzerine ALLAH:
"O uydurma haberi getirenler içimizden (mahdud) bir zümredir (...)"{Nur,11-21)
ayetlerini indirdi.

Derken Ebu Bekir:"ALLAH'a yemin ederim ki,artık bundan sonra,Mıstah'a infakda bulunmayacağım" dedi. Çünkü Ebû Bekir,hem akrabası olduğundan,hem de fakir olmasından dolayı,Mıstah'a harcamada bulunuyordu. İşte bunun üzerine ALLAH Teâlâ da:

"Sizden fazilet ve servet sahibi olanlar,akrabasına,yoksullara,ALLAH yolunda hicret edenlere vermelerinde kusur etmesin,affetsin,aldırış etmesin. ALLAH'ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz..."(Nûr,22) ayetini indirdi. Hz. Ebu Bekir de:"Evet,ne demek;elbette ben ALLAH'ın beni bağışlamasını can ü gönülden arzu ederim!" dedi ve Mıstah'a nafaka vermeye devam etti.



Hz. Âişe şöyle demiştir:

"Benim suçsuz olduğumu bildiren ayetler inince,ALLAH'ın Resulü minbere çıktı,olayı zikretti ve Kur'ân (ilgili ayeti) okudu.

Bunu müteakip minberden inince de,Abdullah İbn Übeyy,İbn SelüTe,Mıstah'a,Hanne blntl Cahs'a ve Hassana hadd uyguladı

tefsiri kebir.

PAYLAŞ

 

 

Facebook Sayfamız

Twitter Sayfamız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dailymotion Sayfamız

Youtube Sayfamız 1


'Samanyolumedya',telif hakkı ihlaliyle ilgili hak talebi şikayetinde bulunduğu için,'iftiralarORG' YouTube hesabımız fesh olmuştur. Bu sebeple şahsen hazırladığımız çok önemli İftiralara Cevaplar videolarından bazıları maalesef kaybolmuştur.

Youtube Sayfamız 2

İLETİŞİM

Fikirlerinizi Önemsiyoruz

RSS

İftiralara Cevaplar