İFTİRALARA CEVAPLAR

Fethullah Gülen'in Ecevit'e Şefaat Beyanı Çarpıtması ve Ecevit-Erdoğan Karşılaştırması

alt

FETHULLAH GÜLEN’İN ŞEFAAT BEYANI ve ECEVİT-ERDOĞAN KARŞILAŞTIRMASINA DAİR..


1998 Mart MGK’sında Fethullah Gülen dosyası masaya yatırılmıştı. Dışişleri ve İçişleri’nden gelen olumlu raporların karşısına MİT masaya,eski Ankara Emniyet İstihbarat Bölümü’nden telekulak skandalı nedeniyle tasfiye edilen Cevdet Saral ve Osman Ak ekibinin raporunu koydu. Dönem Başbakanı Ecevit’in dosyaları eliyle itip ‘bunların hiçbirine inanmıyorum çünkü O,onlar böyle insanlar değiller!” mealli çıkışı oy avcılığı veya siyaset için değildi. Ecevit,1992′de Gülen ile iki defa görüşmüş onun samimiyetine inanmıştı. Gazeteci Sadullah Amasyalı arkadaşım Ecevit’e Gülen’i tanıtmasa,bu açılım olmazdı. Elbette Allah’ın takdiri,planı ve dilemesi vardı ama bireysel emekler unutulmamalı. Gülen taraftarlarının DSP’ye oy verdiğini,tabii bazı saftorik arkadaşlar hariç,sanmıyorum. Gülen’i bitirmek için çalışan ekip pes etmemişti. Artık Ergenekon’un gerçek karakutusu,Albay Ergenekon Veli Küçük’ün Osman Gürbüz adlı bir tetikçiye öldürttüğü anlaşılan Necip Hablemitoğlu,dananın kuyruğunun kopma noktasıdır. Hablemitoğlu ve ekibine,Gülen’le ilgili yalanda olsa raporlar hazırlamasını,Orta Asya ve Azerbaycan’da imajının sarsılması için derinciler destek verdiler. Hablemitoğlu başarılı olamadı. İtiraf etmeliyim,bu konuda zamanında fitneden haberdar olup Azeri medyasını evvelden örgütledim ve Hablemitoğlu Bakü’de sap gibi ortada kaldı.

Karanlık odaklar Gülen’in idam fermanını 1999 başında imzaladı. Suikastla öldürülmesi,İBDA-C adlı sözde ‘İslami terör örgütü’ne ihale edildi. Gazeteci Hilal Kaplan’ın bugünlerde sık sık savunduğu bu örgüt lideri Salih Mirzabeyoğlu hapisten çıksın diyor,aslında geçmişte verilen infaz emrini yapsın isteniyor. Bu örgüt,Özel Harpci askerlerimizin çakma kuruluşudur. Gülen’in derhal ülkeyi terketmesi,aksi halde öldürüleceğini haber veren isim Ecevit’in o dönemdeki ‘ kara kutusu’ yardımcısı Hüsameddin Özkan’dı. Ecevit ciddiye almaz diye bizzat kendi de aradı ve uyardı. Gülen,22 Mart 1999′da ülkeyi terk etmeseydi,öldürülecekti. 1999 genel seçimi öncesi tablo işte aynen böyleydi.

Çevik Bir ekibinin Nisan 1999 MGK’sına sunduğu ve kısmen kabul ettirdiği irticaya karşı yaptırımlar konulu politika önerileri ve Nisan 2000′de alınan 109 emirin birer kopyası elimde. Getiren MHP milletvekillerine şükranım. Bu belgeyi Zaman Haber müdürü Ali Akkuş yakınlarda yayınladı. 28 Şubat’cıların yargılanmasını sağlayacak asıl hukuki belge budur. İddianame açıklanınca görüldü ki,Gülen’in okullarına el koyup,başlarına Milli Eğitim’den müdürler tayin edilmesi,yurtlarının tasfiyesini öngörmüştü. AKP’nin bugün yapmak istediği de bu plandır. O günlerde Ecevit’in ‘iç savaş çıkar’ diye itiraz etmesine kızan Bir,bunun üzerine Gülen’le ilgili DGM sürecinin başlatılması ve grubunun tahakküm altına alınması için senaryolar üretti,medyayı top gibi kullandı. Ancak emekli edildikten sonra medya sözünü dinlememeye başladı. Hele cumhurbaşkanı adaylığı fiyaskosu ile iyice gözden düştü.

Hocaefendi,eğer ahirette insanlara şefaatci olmak,kurtarmak için elinde yetki olsa (Allah verse) ilk kurtaracağı iki ismi telaffuz ediyor. Biri 1966′da İzmir kahvehanelerine gidip halk sohbeti yapmaya çalıştığında ona hakaret etmelerini engelleyen Eşrefpaşalı Koca Yusuf adlı ismi cismi pek bilinmeyen biri. Demek ki Hocaefendi kahvehanelerde insanların ağır küfürleri ve vurdum duymazlığından öylesine sıkılmış ki,Koca Yusuf’ın ‘Kesin ulan,dinleyeceksiniz bu hocayı’ diye kahvehaneyi susturmasıyla ilk defa rahat bir nefes almış. İkincisi geçmişte işlediği günahları ve hataları kendi boynuna,ne olursa olsun Bülent Ecevit. En yakın siyasi dostların bile suskun kaldığı,ağzını açamadığı,iftiralara destek verdiği o günlerde,dostların ağlatan karanfil sopalarına inat Ecevit bir gül gibi sıyrıldı ve ‘Gülen’e ben güveniyorum,kefilim’ dedi. Ecevit’i fikrinden caydıramayan derin devlet şürakasının yargısız infazı yarım kaldı. Ecevit’in sağlam duruşu Davos zirvesinde de devam etti. Ankara’da bu yıllarda kendisini izleyen bir Başbakan muhabiri olarak samimi olduğuna canı gönülden inanıyorum. Neticede seçimlerde Gülen cemaatı Ecevit’in partisi DSP’ye oy vermedi,Ecevit’in tavrı da oy avcılığından değildi,samimi inandığı bir düşüncenin arkasında durmaktı,mertlikti..

Yıllardır kullanılagelen ve din-diyanet-vatan-millet düşmanı olduğu malum olan çevrelerce üretildiği aşikar olan bayat iftira ve ithamlara sarılma acziyetine düşen birileri bugün çıkmış diyor ki;‘Ecevit için şefaat telaffuz eden Hocaefendi,Erdoğan’a beddua ediyor (aslı Kur’an’î ve Peygamberî bir metod olan mülaanedir) bu mudur..?’

Bunu diyenler en başta,üstte (Faruk Arslan’dan yaptığımız alıntılarla) ifade ettiğimiz tarihi gerçeklerden,zor zamanda gösterilen takdire şayan duruş ve samimiyetten ve onbir yıldır kendi işledikleri cürümlerden,fişlemelerden,dişlemelerden,tasfiye ve planlardan ya habersizler ya da habersizmiş gibi yapıp,dibine kadar yaptıkları hamaset ve samimiyetsiz siyasetleri marifetiyle kendi milletlerini kandırıyor ve Hizmet ve Hocaefendi’yi karalamak,ayyuka çıkan cürümlerin üzerini örtmek,yargı ve emniyete yapacakları ön alıcı,hukuksuz müdahale ve baskıya kılıf uydurmak adına,bile isteye oyun oynuyorlar.

Ayrıca bu kişiler,tüm bu itham ve iftira içerikli cümleleri kurarak,zikredilen karşılaştırmayı da yaparak Erdoğan’la Ecevit’i aynı kefeye koyma hatasına bizatihi kendilerinin düştüklerinin farkında bile değiller.

Merhum Ecevit’in dünya-ahiret görüşünün ne olduğu hepimizin az çok malumu olsa gerek,ötesini-dahasını-kalbi ve amelini Rabbim bilir. Dolayısıyla böyle dünya görüşüne sahip olan bir siyasetçinin yaptığı hataların kimlere mal edilip,İslam’a,Müslümanlara,Ümmet-i Muhammed’e ise asla fatura edilmeyeceği elbette ki kesindir. Çünkü Ecevit iktidara gelmeden evvel,‘Din-İslam-Kur’an-Peygamber…’ diyerek ve bunlar adına geldiğini iddia ve ifade ederek oy istememiş,vaatlerde bulunmamış olduğu da görünen-bilinen gerçektir.

Ve fakat Başbakan Erdoğan ve Akparti ise pekçok yerde,dinî değerleri referans göstermiş,onlar adına iş gördüğü,hükmettiği ve icra faaliyetleri içerisinde bulunduğu,bulunacağını açıkça ve defaatle ifade etmiş,bu ifade ve beyanlarını,açıkça sergilediği temsil ve tebliğleriyle destekleyerek göz ve akıllara kazımıştır. Nitekim cemaat gönül verenleri de dahil,nice ehli iman sırf bu beyan ve vaatleri adına Akparti ve sn Başbakan’a gönülden oy ve destek vermiş ve sabırla vaat edilenlerin gerçekleşmesini beklemiş,istemiştir. Ve yine haliyle de,Akpartililer ve sn Başbakanımızın yaptığı-yapacağı,kendisi ve yakınlarının adının karışacağı yolsuzluk,rüşvet,yetim-millet-Allah hakkı yeme yedirme,hukuk ve anayasanın etrafından dolaşma,tarihi kazanımları geri verme vb vahim ve trajik hatalar,sadece kendileri ve partilerine değil,doğrudan savundukları,sahiplendikleri değerlere yani dine,İslam’a,dindara,ecdadının mirasına sahip çıkması için gözünün içine bakan dünya mazlumlarının Türkiyemize olan samimi bakış ve beklentilerine zarar verecek,çok zor ve binbir emek ve fedakarlıkla elde edilen güveni sarsacak,din düşmanlarının,Türkiye hazımsızlarının ekmeğine yağ sürecek ve onarılması çok zor olan zarar ve yıkımlara sebebiyet verecektir.

İşte bu yüzden de,böyle karşılaştırmalar yapmak ve bu karşılaştırmalarla kendini,cürmünü,tarafını aklamaya,samimiyet ve vefa gösteren gönül insanını ise iftira ve çarpıtmalarla karalamaya çalışmak asla İslamî,insanî,insaf ve hakkaniyetli bir tavır değildir...

PAYLAŞ

 

 

Facebook Sayfamız

Twitter Sayfamız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dailymotion Sayfamız

Youtube Sayfamız 1


'Samanyolumedya',telif hakkı ihlaliyle ilgili hak talebi şikayetinde bulunduğu için,'iftiralarORG' YouTube hesabımız fesh olmuştur. Bu sebeple şahsen hazırladığımız çok önemli İftiralara Cevaplar videolarından bazıları maalesef kaybolmuştur.

Youtube Sayfamız 2

İLETİŞİM

Fikirlerinizi Önemsiyoruz

RSS

İftiralara Cevaplar